Sevmesini Bilene Kalbimiz Hep Açık...!!!!
.......................................................................................................................................
İLLER ÇANAKKALE SAVAŞI KURTULUŞ SAVAŞI
Diyarbakır 49 497
Muş 7 105
Ağrı 0 35
Iğdır 0 11
Van 36 343
Hakkâri 0 21
Şırnak 0 8
Siirt 40 153
Batman 0 8
Mardin 7 182
Toplam 139 1363
Bir de rast gele seçtiğimiz on Anadolu şehrinin aynı savaşlarda verdiği şehit sayılarını inceleyelim:
İLLER ÇANAKKALE SAVAŞI KURTULUŞ SAVAŞI
Kastamonu 2.425 5.160
Konya 2.488 4.787
Ankara 1.772 4.219 Çorum 1019 2119
Balıkesir 2.779 4.043
Afyonkarahisar 95 3.273
İstanbul 1.648 3.177
Bolu 1.405 3.206
Kütahya 1.487 2.488
Sinop 1.488 2.438
Antalya 183 2.132
Toplam 15.770 34.923
Görüldüğü gibi yukarıda şehit sayılarını verdiğimiz her il tek başına DTP’nin son 2009 Mahallî Seçimlerde İl Genel Meclisi Üyeliği bazında birinci olarak çıktığı on ilin toplamının verdiği şehit sayısından fazla şehit vermiştir.
MSG NEDİR?...
MSG adında bir yiyecek katkı maddesi var.
MONO SODYUM GLUTAMAT
Yiyeceklere katıldığında, o yiyeceğin tadının beyin tarafından güzel
Olarak algılanmasını sağlıyor. Tatlı, tuzlu, acı fark etmiyor.
Hangi yiyeceğe katılırsa lezzetliymiş gibi geliyor. O yüzden gıda
üreticilerinin bir çoğu MSG'yi karlı olduğu için kullanıyorlar.
MSG ZARARLI MI ?
Buna okuduktan sonra siz karar verin.
Bu madde Nörotoksin. Sinir hücrelerine zarar veriyor. Merkezi sinir
sistemi tahribatı ve
buna bağlı olarak ALZHEİMER, PARKİNSON, HUNTİNGTON hastalıkları, SARA
(Epilepsi)
Retinal dejenerasyon (Göz retina tabakası hasarı) Yağ birikimi, doyma
mekanizmasında bozukluk,
obezite. Büyüme hormonu baskılanması. Pankreas hasarı, insülinde
artış, ve buna bağlı diyabet.
Böbrek ve karaciğerde ciddi hasarlar. Bu madde hamilelerde plasenta
bariyerini geçebiliyor, anne karnındaki bebek de aynı tahribatlara
maruz kalıyor.
Özellikle çocuklarımızın hatta büyüklerin de çok severek yediği
CİPS'lerde çok kullanılmakta. Hazır köfte harçları, Et suyu
tabletleri, Hazır çorbalar, Dondurmalar, renkli yoğurtlar ve benzeri
bir çok üründe var.
Şimdi diyeceksiniz ki, Madem bunca zararı var, neden kullanıyorlar?.
Küreselleşen dünyada, ticaret de küreselleşti. Küresel ticaret devleri
insaf, merhamet
gibi duygularla asla çalışmaz. Onların amacı çok kar etmek, çok daha
büyümektir.
Bu mamuller, al benisi olan renklerde ve janjanlı ambalajlarda sunulur.
Televizyon, gazete ve duvar reklamlarında onlara sıkça rastlarsınız.
Sadece maddesel tadıyla değil, görsel yollar ile de beyinlerimize
kazınır adeta.
Basit bir hesap yaparsak, ucuz zannedilen bu ürünleri çok pahalıya
tükettiğimizi görürüz.
Mesela Cips. Semt pazarlarında 3 kg . patatesi 1 TL ye alabilirsiniz.
Oysa ki 50 gram CİPS 1 liradır.
Yani 1 kg . Cipsi, 20 ytl.den tükettiğimizin farkında bile değiliz.
Olumsuz etkileri de cabası. bu mamulleri üretenler !....
Kendi ürettiklerini asla yemezler, içmezler. Onların gıdaları organik
ve doğaldır.
Son zamanlarda organik tarım yapan çok güçlü özel şirketler türedi,
burada itina ile yetiştirilen ürünleri semt pazarlarında göreniniz var mı?
Ben henüz rastlamadım.
Gelelim genel sağlık boyutuna;
Son 25 yıla dikkatle göz atacak olursak, çocuk yaşta diyaliz cihazına
bağlı yaşamaya mahkum edilenler,
çok küçük yaşta şeker hastalığı ile tanışan çocuklar, obez çocuklar,
asabi çocuklar,
9-10 yaşında buluğ çağına girenler, çeşitli nedenlerle engelli
doğanlar ve bu sayının
ülke nüfusunun % 12'sine çıkması ve benzerleri.
Ve sizlerinde aklınıza gelebilen yeni hastalıklar. Hastalıkları
üretenler, ilaçlarını da ihmal etmediler.
Bu da madalyonun diğer karlı yüzüdür. Karbondioksitli meşrubatlardan,
sakıncalı hazır gıdalara varana
kadar bir çok yerde çeşitli uyarılar yazıldı, çizildi. Durumun
ciddiyetini anlayabilenimiz var mı?
Bu sorunun cevabı, tüketim miktarıdır.
Şimdiki eğitim sistemimiz endüstri, tarım, genel kültür alanında
yetersiz kaldığından,
yeni nesiller tehlikenin farkında değildirler.
Emperyalist devletler, egemen olmak istedikleri toplumun eğitimli
olmasını istemezler.
Onlar için önemli olan kendi halkları ve elde edeceği yeni sömürü
kaynaklarıdır.
Her yıl eskiyen, yaşam kaynakları azalan, küresel ısınma ile kuraklık
tehlikesi yaklaşan bir dünyada,
Küresel güç olan emperyalist devletlerin acımasızlığının arttığı bir dünyada,
Dengelerin ve haritaların değiştirilmek istendiği bir dünyada
yaşadığımızı asla unutmamalıyız.
Dünyanın en güzel coğrafyasında yaşadığımızı da asla unutmamalıyız.
Gelin bu güzelim yurdumuza hep beraber sahip çıkalım.
YARIN ÇOK GEÇ OLMADAN !..
LÜTFEN MÜMKÜN OLDUĞUNCA ÇOK KİŞİYE GÖNDERİNİZ..
Zaferin dip Notu: 10 kişiye gönderirsen belki 100 kişi 100 kişiye
gönderirsen belki 1000 kiş bilinçlenir. Ama göndermezsen sana kimse kabahat bulmaz.
Karıncaya sormuşlar; '' nereye gidiyorsun?'', '' dostuma'', demiş. ''Bu bacaklarla zor'' demişler. Karınca; '' olsun, varamasam da yolunda ölürüm'' demiş.. Yolunda ölünecek dostlara...
Farkında olmayabilirsin ama %100 doğru:
1. Bu dünyada uğrunda ölebileceğin en az iki kişi vardır.
2. En azından 15 kişi öyle ya da böyle seni seviyordur.
3. Herhangi birinin senden nefret edebilmesinin tek sebebi, aslında sadece senin gibi olmak istemesidir.
4. Senden gelecek bir gülümseme bazılarına mutluluk getirebilir, o senden hoşlanmasa bile.
5. Her gece, birisi uykuya dalmadan önce seni düşünüyor.
6. Birisi için dünyalara bedelsin.
7. Çok özel ve teksin düşüncesinde ki arkadaşlarını unutma
8. Varlığını bile bilmediğin biri seni seviyor.
9. Hayatındaki en büyük hatayı yaptığın zamanda bile, ondan hayırlı birşey çıkar.
10. Ne zaman dünya sana sırtını dönmüş gibi hissedersen, dön ve bir daha bak. SANMA Kİ DERT SADECE SENDE VAR..
11. Her zaman aldığın iltifatları hatırla. Kaba sözlerin hepsini unut.
Eğer sevgi dolu bir arkadaşsan bunu herkese gönder, sana gönderen de dahil.Eğer geri alırsan demek ki gerçekten seviliyorsun. .Ve hep hatırla....İyi arkadaşlar yıldızlar gibidir, onları her zaman göremeyebilirsin ama orada olduklarını bilirsin.'Bir dosttan tek bir gül ve güzel bir sözü ben onunlayken almayı,öldükten sonraki bir kamyon dolusu çiçeğe tercih ederim.'
HER ZAMAN YANIMDA OLMASINI İSTEDİĞİM İNSANLARA...
Mutsuz olduğunuzu düşünüyorsanız onlara bakın.
Gelirinizin düşük olduğunu düşünüyorsanız o ne yapsın?
Fazla arkadaşınızın olmadığını düşünüyorsanız.
Vazgeçmeyi düşündüğünüz an, bu insanı düşünün.
Yaşamda acı çektiğinizi düşünüyorsanız, bunun kadar acıya katlanıyormusunuz?
Ulaşım sisteminden şikayetci iseniz, bunlar ne yapsın?
Bulunduğunuz toplum size adil davranmıyorsa, bu yaşlı kadın ne yapsın?
Ne şekilde olursa olsun yaşamdan zevk alın. Olaylar bazıları için kötüdür ama bizim için çok daha iyi. Yaşamınızda dikkatinizi çeken pek çok şey vardır fakat sadece birkaçı yüreğinize dokunur, bunları izleyin... Çalışmaktan sıkılıyormusunuz? onlar değil.
Sebzeden hoşlanmıyor musunuz? Onlar açlıktan ölmek üzereler.
Ebeveyniniz size özen göstermekten yoruluyor mu? onlar aldırmıyorlar.
Aynı oyunlardan sıkılıyormusunuz? onların başka seçenekleri yok.
Birisi Nıke yerine size Adidas hediye edebilir. Onlar hep tek marka giyiyorlar.
Yatakta uyumak için minnettar oluyor mu? Onlar bir daha uyanamayacaklar.
Etrafınızdaki herşeyi gözleyin ve bu geçici yaşamda sahip olduğunuz herşey için
müteşekkir olun... İhtiyaç duyduğumuzdan çok daha fazlasına sahip olduğumuzdan dolayı bahtiyar sayılırız... Az şikayet edelim, çok iş yapalım...
---
Sevgiyle kalın ve sevdiklerinizle yaşayın.
|
Ilginc,
insan egerki 10 milyonu sadaka verecek olsa bu miktari cok bulur ama 10 milyon ile magazadan birsey almaya gitse alacak birsey bulamaz...
Ilginc,
insan 10 dk zikir edecek olsa bu zamani cok bulur ama bir film veya mac olsa bir bucuk saatlik zaman onun icin hemen geciverir...![]()
Ilginc,
bir futbol macinin uzamasi insanin hosuna gider ama Cuma namazinda hutbenin birkac dk uzamasi hic de hosuna gitmez...Ilginc,
nsan duydugu dedikoduya hemen inanir ve kabullenir ama kesin dogru oldugunu bildigi birseyi inat ederek hemen kabullenmez...![]()
Ilginc,
insan camide bir saat ibadet ederek vakit gecirecek olsa onun icin zaman gecmek bilmez ama televizyona bakarken zaman onun icin cabucak gecer...![]()
Ilginc,
insan namaz kilarken,ibadet esnasinda dunyevi konulari dusunmeyi sever ama normalde Islamiyet'i dusunmekten kacinir...![]()
Ilginc,
insana bir sureyi veya surenin anlamini okumak zor gelir ama bir romani okumak onun icin kolaydir...![]()
Ilginc,
insan konserde ilk siralarda olmak icin caba sarfeder ama camide ilk siralarda olmak icin caba sarfetmez.
![]()
Ilginc,
Aksine namazin sonunda hemen cikip gideyim diye son siralarda olmak ister![]()
Ilginc,
bir ayet ya da hadis ezberlemek insanin zoruna gider ama muzik listesi top 10'da olan sarkilarin hepsini ezbere bilir...![]()
Ilginc,
insan ajandasinda bir dini toplanti icin zaman bulamaz ama dunyalik isler icin cok zaman bulur![]()
Ilginc,
insan Islami konulari dinlemeyi ve anlatmayi zor bulur ama dedikodulari dinlemeyi ve anlatmayi cok sever![]()
Ilginc,
insan CENNET'e gitmeyi ister ama hicbir sey yapmadan...
![]()
Ilginc,
insan hergun birilerinin olum haberini alir, ama yine de kendisinin de birgun olecegini dusunmez...![]()
Ilginc,
insan hergun birgun curuyecek vucudunu daha formda tutmak icin yediklerine dikkat eder, cildine bakim yaptirir ama asla curumeyen ruhu ve kurtulusu icin hic dikkat etmez...Ilginc,
insan hergun sacma sapan seyleri etrafina gonderir ama bunun gibi dusundurucu postalari paylasmaz...
Rabbimiz bizleri nefsimize uydurmasın ve nefsimizi terbiye edenlerden eylesin .....
tekrar hatırlatmakta yarar var
daha geç olmadan
Türk dostu
ve Atatürk hayranı, halen ABD'de yaşayan ve kız kardeşi İran Mollaları
tarafından katledilen bir İran'lı Felsefe Öğretmeninin Türkiye'de ki çağdaş ve
Atatürkçü insanlara yazdığı bu mektubu lütfen dikkatlice ve sonuna kadar
okuyun. Ve sonra da iletebildiğiniz kadar çok kişiye, hatta mümkünse
tanıdığınız tüm AKP'yi destekleyen insanlara da gönderiniz. Gönderiniz ki hiç
olmazsa giden Trenin belki son vagonuna tutunabiliriz. .... Bu yazıyı daha önce
almış ve okumuş olabilirsiniz ama şuna dikkat ediniz lütfen. RTE nereye gitmek
üzere....
Neden emniyet
güçlerine israrla ağır silahlar alınmak isteniyor?
H.Y
Çok geç
olmadan...... ......
Gelecekteki
Türk İslam Devleti Başkanının 'Fetullah Gülen' olacağını ve Başbakan'ın neden
hiçbir ilişkimiz olmayan Tanzanya isimli garip bir ülkeye ziyarete gittiğini
daha iyi anlayın. NE OLUR BUNA DA KOMPLO TEORİSİ DEMEYIN ARTIK CUNKU BELKI DE
SIZ BU MAILI OKUDUGUNUZDA, RTE Türk İslam Cumhuriyeti Başkan Adayı Fetullah
GULEN'E saygılarını sunuyor olacaktır.
Sevgili Türkiye deki dostlarım ve kardeşlerim,
Devrim
sırasında devrim muhafızları tarafından önce tecavüz edilip, daha sonrada ipe
gönderilen çok sevgili kız kardeşim Mehtab'ın anısına...
Bu mektubu sizlere yazmamdaki neden bizim 30 sene kadar önce yaşadığımız o
talihsiz ve karanlık günün Türkiye için de yaklaşıyor olduğunu görmem ve bundan
daha derin olarak kalbimde hissetmem oldu. Türban yasasının mecliste
onaylandığı tarihin İran İslam devriminin olduğu güne denk gelmesi kalbimde
bunun ilahi bir güçten gelen uyarı fişeği olduğu hislerini uyandırdı ve bu
mektubu kaleme almaya karar verdim. Biliyorum hepiniz kalbinizde karanlığın
otoritesini hissettiniz. Karanlık otorite gelmeden hissettirdi yaklaştığını.
İran İslam devriminden 1 hafta kadar önce Türkiye'ye gecen, uzun bir sure
burada yasayan ve daha sonra Kanada'ya iltica eden ve hâlihazırda bu ülkede
felsefe öğretmenliği yapan bir İranlıyım. Atatürk'ün aydınlık Türkiye'sini çok
seviyorum ve yüreğim kan ağlayarak İran'da 'O gün' gelmeden önceki olayların
sanki bir tekrarını sinemada izliyor gibi Türkiye'de görüyorum. Yobaz karanlığında
hunharca katledilen kız kardeşim anısına sizlere yalvarıyorum ki, sakin olmaz
demeyin! Sakin Türk Ordusu olduğu surece olamaz demeyin çünkü aşağıda
anlatacağım gibi o gün geldiğinde tüm orduların eli kolu bağlanabilir. Bizim
ailemiz İran'da laik, sol görüşlü ve aydın bir aile idi. Devrimden 1 ay önce
bize bile söyleseler idi 1 ay sonra durum bu olacak diye biz bile güler
geçerdik, 'deli misin?' diye sorardık belki de. Belki de derdik ki 'Şah'ın bu
güçlü ordusunu nasıl yeneceklerde Şeriat karanlığını getirecekler? '.
Sizlere önce Iran İslam devriminin nasıl geliştiğini kısaca anlatmak istiyorum
çünkü Türkiye'deki gelişmelerle çok büyük benzerlikler mevcut.
İRAN İSLAM DEVRİMİNİ BAŞARIYA GÖTÜREN AYAKLAR:
1-Büyük kesimi fakirleşen halk dincilerin pençesine düştü. Bu halk yiyecek,
giyecek gibi ufak yardımlarla o nların safına çekildi. Beyinleri yıkandı ve
Fakirliklerinin temelinde kirli ve dinsiz rejim olduğu benliklerine yazıldı.
Açlıkla boğuşan halk bu cehaletin pençesine kolaylıkla düştü ve rejime
düşmanlaştı. (COK FAKIRLESEN TURK HALKINADA AYNI SEYLER YAPILIYOR)
2-Hep demokrasi ve özgürlük dendi. Humeyni devrimi yapana kadar hep demokrasi
ve özgürlük vaat etti. Bu şekilde birçok sol görüşlü insanları da kendi
saflarına çekti. Bu insanlar devrim akabinde ipe giden ilk insanlar oldu.
(TURKIYE'DE HEP DEMOKRASI VE OZGURLUK DIYORLAR)
3-Emir komuta zincirinde yapılanmış olan din adamları halkı kontrol altına
aldı. (BASI ABD'DE YASAYAN MALUM TARIKAT'IN YAPILANMA BICIMI OLAN 'ABI'
YAPILANMASI BU EMIR KOMUTA SEKLIDIR VE DEVRIMIN EN ONEMLI
AYAKLARINDAN BIRISI BU EMIR KOMUTA YAPILANMASIDIR. BU EMIR KOMUTA
YAPILANMASI DEVRIMIN HALK ORDUSUDUR VE DEVRIM SIRASINDA BU EMIR KOMUTA COK KISA
ZAMANDA COK BUYUK KITLELERE EGEMEN OLUR.)
4-Kargaşa ve kaos ortamında askeri Kışl alar basildi. Ellerinde Kur'an ile
kışlalar ele geçirildi. (BU AYAGA COK DIKKAT EDELIM CUNKI DEVRIM SIRASINDA TURK
SILAHLI KUVVETLERINI ELE GECIRMENIN EN ANAHTAR AYAGI BUDUR.)
Türk silahlı kuvvetleri bildiğim kadarı ile 600-800,000 kişiden oluşan bir
kuvvettir. Yalnız unutulmaması gereken gerçek bu ordunun ancak %0,1(Binde Bir)
lik bir bolumu rejimin muhafızıdır. Yani Harp okullarında eğitim görmüş
subaylar ancak bu kadardır. Geri kalan %99.99 er rejim muhafızı değildir. Onlar
emirlere göre hareket eden vücut parçalarıdır. Beyin olan ise az sayıdaki
subaylardır. Iran devriminde kargaşa ve kaos ortamında kışlaları basan
yobazların ellerinde Kur'an ile erleri geçerek direnen subay ve komutanları
katlettiler. Burada kilit nokta ellerinde Kur'an ile harekete gecen büyük halk
kitlelerine karşı erlerin silah kullanmakta zorlanacağı gerçeğidir. Zaten
kullansalar bile cahil ve beyni yıkanmış halk öyle bir kudretle kışlalara
saldırmıştır ki sonunda kışlalar teslim alınmıştır. O askerin açtığı ateş
sonucu halktan çok ölen olmuştur ama sonuçta bir noktada erler silah bırakmak
durumunda kalmışlardır. Erin kendi başına alacağı savaş inisiyatifi düşmana
karşıdır. Ama büyük kitleler halinde ve ellerinde kuranlarla üzerine gelen
kendi halkına karşı bu kararlılığı göstermesi mümkün olamaz. Yani er buna bir
noktadan sonra direnmez yâda direnemez. Çünkü o er karşısındakinin karanlık bir
devrim yapacak olan insanlar olduğunu bilecek bilinçte de değildir, kaybedeceği
aydınlığın ne olduğunu da. Bunu bilecek olan sadece subaylardır. Ve kanlarının
son damlasına kadar savaşacak olanlarda bu konuda aydınlanmış Türk
subaylarıdır. Ama yukarda bahsettiğim üzere onlar ordunun sadece ve sadece en
fazla binde birini teşkil ederler. Yani devrimin asil savunucusu Türk ordusunun
tümü değildir, sadece subay kademesidir ve erlerin durduğu ve
etkisizleştirildiği noktada o subay kademesinin yok edilmesi kolay olacaktır.
İran'da ordu bu şekilde etkisiz hale getirilmiştir. 'Er düşman işgali durumunda
durmaz ve etkisizleştirilemez, sonuna kadar da savaşır, ama büyük bir kudretle
gelen kendi halkı karşısında durabilir.'
Şu aşamada aldıkları bu büyük ivme ve arkalarındaki çok büyük güçler ile onları
normal yollardan durdurmak çok zor olacaktır. Ve bunların durdurulmadan hareket
edeceği her gün ivme ve güçlerini artıracak ve isi zorlaştıracaktır. Silahlı
kuvvetler ne kadar erken hareket ederse o kadar iyi olur. Sonra geç olabilir.
Silahlı kuvvetlerin su veya bu neden ile eli kolu bağlı ise ki öyle görünüyor
bu durumda silahlı kuvvetler 'O GUN' geldiğinde kışlalarını nasıl muhafaza
edeceğinin planını çok iyi yapmalıdır. Çünkü kilit bu noktadır. Silahlı
kuvvetler etkisiz hale getirilemedigi müddetçe devrim başarıya ulaşamaz. Bu
nedenle her askeri kışlaya normal erlerin haricinde kışlaları kanının son damlasına
kadar savunacak 'OZEL CUMHURIYET DEVRIM MUHAFIZLARI BIRLIKLERI' oluşturulmalı
ve bunların böyle büyük bir halk hareketine karşı erlerden önc e devreye girip,
erler şaşkınlıklarını üzerlerinden atana kadar çatışmaya girmeleri sağlanmalı
ve burada kazanılacak vakit ile gerideki subaylar erlerin dağılmasının
önüne geçmelidir. Yani ordunun esas gücü ve gövdesi olan erlerin
kontrolü kesinlikle kaybedilmemelidir. Iran ordusunun böyle bir
hazırlığı olmadığı için gafil avlandı.
Oluşturulacak olan 'OZEL CUMHURIYET DEVRIM MUHAFIZLARI BIRLIKLERI' yobazlar ile
çatışırken, erlerde üzerlerindeki şaşkınlığı atacaklar ve subayların
organizasyonu ile çatışmalara destek vereceklerdir. Oluşturulacak 'OZEL
CUMHURIYET DEVRIM MUHAFIZLARI BIRLIKLERI' çok özel eğitilmeli ve de Atatürk'e
ve devrimlerine cani pahasına savunacak şekilde inanmış olmalıdırlar. Aksi
halde basarîsizlik kaçınılmazdır. Çünkü en son Lübnan'da gördüğümüz üzere
davasına inanmış bir kaç yüz Hizbullah Militanı dünyanın en iyi ordularından
birisi olan İsrail ordusunu ağır zayiatlarla yenilgiye uğrattı..
Sevgili dostlar ve kardeşler, elimden geldiğince sizleri bilgilendirmeye
çalıştım çünkü aydınlığı savunmak durumunda olan sizler İran'ın geçtiği bu
karanlık tüneli anlamak durumundasınız. İran'ın bu acı tecrübesi sizlerin
uyanık olması için bir şans olur umarım.
Aşağıdaki birinci linkte İran'ın devrimin hemen öncesi görüntüleri ile hemen
sonrası görüntülerini bulacaksınız. Orada göreceğiniz üzere Iran devrim öncesi
belki su anki Türkiye'den bile daha modern. Yani olmaz, olmaz demeyin. İkinci
linkte ise Devrim lideri Humeyni'ye kadınların şiir okuması. O linki vermemin
nedeni ise o koltukta bir gün bugün ABD'de ikamet eden malum cemaatin başı olan
şahsın oturabileceği ihtimalidir. Acı ama sanki tarih tekerrür ediyor.
http://www.youtube/.
com/watch? v=Gj1rSmQ5kvg <http://www.youtube.
com/watch? v=Gj1rSmQ5kvg>
http://www.youtube/.
com/watch? v=rO2rf8KPacI <http://www.youtube.
com/watch? v=rO2rf8KPacI>
Benim çok sevgili kız kardeşim Mehtab anısına yapabileceğim bu kadar. Elimden
geldiğince sizleri bilgilendirmeye çalıştım. Ama sizin geride kalan, aydınlık
yarınlar bekleyen kızlarınız, kardeşleriniz, çocuklarınız ve Mehtab'lariniz
için yapabileceğiniz çok şeyler var karanlık 'O Gün' çökmeden önce
Atatürk Turkiye'si ne... Yapabileceğiniz ilk şey bu mektubu bildiğiniz,
tanıdığınız insanlara ulaştırarak daha fazla insani uyandırmak olabilir. O acı
çok büyük acı sevgili kardeşler, anlatmak istemiyorum içinizi karartmamak için
ama sevgili kardeşim Mehtab keşke bu dünyaya gelmemiş olsa idi de 'O gün' o acı
sonu yaşamamış olsa idi o karanlık ve pis yobaz şehvetinin pençesinde. Allah
sizleri ve Atatürk Türkiyesi ni korusun o yobaz karanlığının sevgili kardeşim
Mehtab'a gösterdiği acı sondan. Anlatamıyorum onu yobazların nasıl
katlettiğini, elim varmıyor yazmaya, dilim gitmiyor anlatmaya..... .
Mohsen Yazd
11 yıllık kredi kartı aidatının kendisine iadesi kararını bildirdiği ilgili banka, geçmiş dönemlerde hesabından kesilen tüm aidatları iade etti
|
MAKEDONYA'NIN YUNANİSTAN'A AİT OLMADIĞININ ANLAŞILMASI İÇİN
İÇİN LÜTFEN OY KULLANALIM
Sizden aşağıdaki linki olabildiğince çok kişiye göndermenizi ve alıcılara "Is Macedonia Hellenic?" sorusuna "NO" yanıtını vermelerini rica etmeni önemle istirham ediyorum.
Zira dost ve kardeş Makedon toplumu, Türk halkının desteğine ihtiyaç duymaktadır.
Malesef şu an itibariyle 465.426 kişi YES cevabını, 172.508 kişi de NO cevabını verdiği için oran olarak %62 YES, % 38 NO şeklinde bir tablo ortaya çıkmıştır.
Bu durum Yunanistan'ın tezine hizmet etmektedir...
http://www.topix.com/forum/world/macedonia/TAAAAFN23PMGMJ147
Selam ve saygılarımla.
Ahmet Ziya GUNDUZ
Makedonya Cumhuriyeti Konya Fahri Konsolosu
Yapici Is Merkezi B Blok No: 204
Selcuklu - Konya - TURKEY
Tel: ++90 332 322 21 81 332 322 21 81 332 322 21 81 332 322 21 81
Faks: ++90 332 320 42 92 332 320 42 92 332 320 42 92
e-mail: honconsul@makedonyakonya.com