tekrar hatırlatmakta yarar var
daha geç olmadan
Türk dostu
ve Atatürk hayranı, halen ABD'de yaşayan ve kız kardeşi İran Mollaları
tarafından katledilen bir İran'lı Felsefe Öğretmeninin Türkiye'de ki çağdaş ve
Atatürkçü insanlara yazdığı bu mektubu lütfen dikkatlice ve sonuna kadar
okuyun. Ve sonra da iletebildiğiniz kadar çok kişiye, hatta mümkünse
tanıdığınız tüm AKP'yi destekleyen insanlara da gönderiniz. Gönderiniz ki hiç
olmazsa giden Trenin belki son vagonuna tutunabiliriz. .... Bu yazıyı daha önce
almış ve okumuş olabilirsiniz ama şuna dikkat ediniz lütfen. RTE nereye gitmek
üzere....
Neden emniyet
güçlerine israrla ağır silahlar alınmak isteniyor?
H.Y
Çok geç
olmadan...... ......
Gelecekteki
Türk İslam Devleti Başkanının 'Fetullah Gülen' olacağını ve Başbakan'ın neden
hiçbir ilişkimiz olmayan Tanzanya isimli garip bir ülkeye ziyarete gittiğini
daha iyi anlayın. NE OLUR BUNA DA KOMPLO TEORİSİ DEMEYIN ARTIK CUNKU BELKI DE
SIZ BU MAILI OKUDUGUNUZDA, RTE Türk İslam Cumhuriyeti Başkan Adayı Fetullah
GULEN'E saygılarını sunuyor olacaktır.
Sevgili Türkiye deki dostlarım ve kardeşlerim,
Devrim
sırasında devrim muhafızları tarafından önce tecavüz edilip, daha sonrada ipe
gönderilen çok sevgili kız kardeşim Mehtab'ın anısına...
Bu mektubu sizlere yazmamdaki neden bizim 30 sene kadar önce yaşadığımız o
talihsiz ve karanlık günün Türkiye için de yaklaşıyor olduğunu görmem ve bundan
daha derin olarak kalbimde hissetmem oldu. Türban yasasının mecliste
onaylandığı tarihin İran İslam devriminin olduğu güne denk gelmesi kalbimde
bunun ilahi bir güçten gelen uyarı fişeği olduğu hislerini uyandırdı ve bu
mektubu kaleme almaya karar verdim. Biliyorum hepiniz kalbinizde karanlığın
otoritesini hissettiniz. Karanlık otorite gelmeden hissettirdi yaklaştığını.
İran İslam devriminden 1 hafta kadar önce Türkiye'ye gecen, uzun bir sure
burada yasayan ve daha sonra Kanada'ya iltica eden ve hâlihazırda bu ülkede
felsefe öğretmenliği yapan bir İranlıyım. Atatürk'ün aydınlık Türkiye'sini çok
seviyorum ve yüreğim kan ağlayarak İran'da 'O gün' gelmeden önceki olayların
sanki bir tekrarını sinemada izliyor gibi Türkiye'de görüyorum. Yobaz karanlığında
hunharca katledilen kız kardeşim anısına sizlere yalvarıyorum ki, sakin olmaz
demeyin! Sakin Türk Ordusu olduğu surece olamaz demeyin çünkü aşağıda
anlatacağım gibi o gün geldiğinde tüm orduların eli kolu bağlanabilir. Bizim
ailemiz İran'da laik, sol görüşlü ve aydın bir aile idi. Devrimden 1 ay önce
bize bile söyleseler idi 1 ay sonra durum bu olacak diye biz bile güler
geçerdik, 'deli misin?' diye sorardık belki de. Belki de derdik ki 'Şah'ın bu
güçlü ordusunu nasıl yeneceklerde Şeriat karanlığını getirecekler? '.
Sizlere önce Iran İslam devriminin nasıl geliştiğini kısaca anlatmak istiyorum
çünkü Türkiye'deki gelişmelerle çok büyük benzerlikler mevcut.
İRAN İSLAM DEVRİMİNİ BAŞARIYA GÖTÜREN AYAKLAR:
1-Büyük kesimi fakirleşen halk dincilerin pençesine düştü. Bu halk yiyecek,
giyecek gibi ufak yardımlarla o nların safına çekildi. Beyinleri yıkandı ve
Fakirliklerinin temelinde kirli ve dinsiz rejim olduğu benliklerine yazıldı.
Açlıkla boğuşan halk bu cehaletin pençesine kolaylıkla düştü ve rejime
düşmanlaştı. (COK FAKIRLESEN TURK HALKINADA AYNI SEYLER YAPILIYOR)
2-Hep demokrasi ve özgürlük dendi. Humeyni devrimi yapana kadar hep demokrasi
ve özgürlük vaat etti. Bu şekilde birçok sol görüşlü insanları da kendi
saflarına çekti. Bu insanlar devrim akabinde ipe giden ilk insanlar oldu.
(TURKIYE'DE HEP DEMOKRASI VE OZGURLUK DIYORLAR)
3-Emir komuta zincirinde yapılanmış olan din adamları halkı kontrol altına
aldı. (BASI ABD'DE YASAYAN MALUM TARIKAT'IN YAPILANMA BICIMI OLAN 'ABI'
YAPILANMASI BU EMIR KOMUTA SEKLIDIR VE DEVRIMIN EN ONEMLI
AYAKLARINDAN BIRISI BU EMIR KOMUTA YAPILANMASIDIR. BU EMIR KOMUTA
YAPILANMASI DEVRIMIN HALK ORDUSUDUR VE DEVRIM SIRASINDA BU EMIR KOMUTA COK KISA
ZAMANDA COK BUYUK KITLELERE EGEMEN OLUR.)
4-Kargaşa ve kaos ortamında askeri Kışl alar basildi. Ellerinde Kur'an ile
kışlalar ele geçirildi. (BU AYAGA COK DIKKAT EDELIM CUNKI DEVRIM SIRASINDA TURK
SILAHLI KUVVETLERINI ELE GECIRMENIN EN ANAHTAR AYAGI BUDUR.)
Türk silahlı kuvvetleri bildiğim kadarı ile 600-800,000 kişiden oluşan bir
kuvvettir. Yalnız unutulmaması gereken gerçek bu ordunun ancak %0,1(Binde Bir)
lik bir bolumu rejimin muhafızıdır. Yani Harp okullarında eğitim görmüş
subaylar ancak bu kadardır. Geri kalan %99.99 er rejim muhafızı değildir. Onlar
emirlere göre hareket eden vücut parçalarıdır. Beyin olan ise az sayıdaki
subaylardır. Iran devriminde kargaşa ve kaos ortamında kışlaları basan
yobazların ellerinde Kur'an ile erleri geçerek direnen subay ve komutanları
katlettiler. Burada kilit nokta ellerinde Kur'an ile harekete gecen büyük halk
kitlelerine karşı erlerin silah kullanmakta zorlanacağı gerçeğidir. Zaten
kullansalar bile cahil ve beyni yıkanmış halk öyle bir kudretle kışlalara
saldırmıştır ki sonunda kışlalar teslim alınmıştır. O askerin açtığı ateş
sonucu halktan çok ölen olmuştur ama sonuçta bir noktada erler silah bırakmak
durumunda kalmışlardır. Erin kendi başına alacağı savaş inisiyatifi düşmana
karşıdır. Ama büyük kitleler halinde ve ellerinde kuranlarla üzerine gelen
kendi halkına karşı bu kararlılığı göstermesi mümkün olamaz. Yani er buna bir
noktadan sonra direnmez yâda direnemez. Çünkü o er karşısındakinin karanlık bir
devrim yapacak olan insanlar olduğunu bilecek bilinçte de değildir, kaybedeceği
aydınlığın ne olduğunu da. Bunu bilecek olan sadece subaylardır. Ve kanlarının
son damlasına kadar savaşacak olanlarda bu konuda aydınlanmış Türk
subaylarıdır. Ama yukarda bahsettiğim üzere onlar ordunun sadece ve sadece en
fazla binde birini teşkil ederler. Yani devrimin asil savunucusu Türk ordusunun
tümü değildir, sadece subay kademesidir ve erlerin durduğu ve
etkisizleştirildiği noktada o subay kademesinin yok edilmesi kolay olacaktır.
İran'da ordu bu şekilde etkisiz hale getirilmiştir. 'Er düşman işgali durumunda
durmaz ve etkisizleştirilemez, sonuna kadar da savaşır, ama büyük bir kudretle
gelen kendi halkı karşısında durabilir.'
Şu aşamada aldıkları bu büyük ivme ve arkalarındaki çok büyük güçler ile onları
normal yollardan durdurmak çok zor olacaktır. Ve bunların durdurulmadan hareket
edeceği her gün ivme ve güçlerini artıracak ve isi zorlaştıracaktır. Silahlı
kuvvetler ne kadar erken hareket ederse o kadar iyi olur. Sonra geç olabilir.
Silahlı kuvvetlerin su veya bu neden ile eli kolu bağlı ise ki öyle görünüyor
bu durumda silahlı kuvvetler 'O GUN' geldiğinde kışlalarını nasıl muhafaza
edeceğinin planını çok iyi yapmalıdır. Çünkü kilit bu noktadır. Silahlı
kuvvetler etkisiz hale getirilemedigi müddetçe devrim başarıya ulaşamaz. Bu
nedenle her askeri kışlaya normal erlerin haricinde kışlaları kanının son damlasına
kadar savunacak 'OZEL CUMHURIYET DEVRIM MUHAFIZLARI BIRLIKLERI' oluşturulmalı
ve bunların böyle büyük bir halk hareketine karşı erlerden önc e devreye girip,
erler şaşkınlıklarını üzerlerinden atana kadar çatışmaya girmeleri sağlanmalı
ve burada kazanılacak vakit ile gerideki subaylar erlerin dağılmasının
önüne geçmelidir. Yani ordunun esas gücü ve gövdesi olan erlerin
kontrolü kesinlikle kaybedilmemelidir. Iran ordusunun böyle bir
hazırlığı olmadığı için gafil avlandı.
Oluşturulacak olan 'OZEL CUMHURIYET DEVRIM MUHAFIZLARI BIRLIKLERI' yobazlar ile
çatışırken, erlerde üzerlerindeki şaşkınlığı atacaklar ve subayların
organizasyonu ile çatışmalara destek vereceklerdir. Oluşturulacak 'OZEL
CUMHURIYET DEVRIM MUHAFIZLARI BIRLIKLERI' çok özel eğitilmeli ve de Atatürk'e
ve devrimlerine cani pahasına savunacak şekilde inanmış olmalıdırlar. Aksi
halde basarîsizlik kaçınılmazdır. Çünkü en son Lübnan'da gördüğümüz üzere
davasına inanmış bir kaç yüz Hizbullah Militanı dünyanın en iyi ordularından
birisi olan İsrail ordusunu ağır zayiatlarla yenilgiye uğrattı..
Sevgili dostlar ve kardeşler, elimden geldiğince sizleri bilgilendirmeye
çalıştım çünkü aydınlığı savunmak durumunda olan sizler İran'ın geçtiği bu
karanlık tüneli anlamak durumundasınız. İran'ın bu acı tecrübesi sizlerin
uyanık olması için bir şans olur umarım.
Aşağıdaki birinci linkte İran'ın devrimin hemen öncesi görüntüleri ile hemen
sonrası görüntülerini bulacaksınız. Orada göreceğiniz üzere Iran devrim öncesi
belki su anki Türkiye'den bile daha modern. Yani olmaz, olmaz demeyin. İkinci
linkte ise Devrim lideri Humeyni'ye kadınların şiir okuması. O linki vermemin
nedeni ise o koltukta bir gün bugün ABD'de ikamet eden malum cemaatin başı olan
şahsın oturabileceği ihtimalidir. Acı ama sanki tarih tekerrür ediyor.
http://www.youtube/.
com/watch? v=Gj1rSmQ5kvg <http://www.youtube.
com/watch? v=Gj1rSmQ5kvg>
http://www.youtube/.
com/watch? v=rO2rf8KPacI <http://www.youtube.
com/watch? v=rO2rf8KPacI>
Benim çok sevgili kız kardeşim Mehtab anısına yapabileceğim bu kadar. Elimden
geldiğince sizleri bilgilendirmeye çalıştım. Ama sizin geride kalan, aydınlık
yarınlar bekleyen kızlarınız, kardeşleriniz, çocuklarınız ve Mehtab'lariniz
için yapabileceğiniz çok şeyler var karanlık 'O Gün' çökmeden önce
Atatürk Turkiye'si ne... Yapabileceğiniz ilk şey bu mektubu bildiğiniz,
tanıdığınız insanlara ulaştırarak daha fazla insani uyandırmak olabilir. O acı
çok büyük acı sevgili kardeşler, anlatmak istemiyorum içinizi karartmamak için
ama sevgili kardeşim Mehtab keşke bu dünyaya gelmemiş olsa idi de 'O gün' o acı
sonu yaşamamış olsa idi o karanlık ve pis yobaz şehvetinin pençesinde. Allah
sizleri ve Atatürk Türkiyesi ni korusun o yobaz karanlığının sevgili kardeşim
Mehtab'a gösterdiği acı sondan. Anlatamıyorum onu yobazların nasıl
katlettiğini, elim varmıyor yazmaya, dilim gitmiyor anlatmaya..... .
Mohsen Yazd
--
........................................................................................................................................
Sevmesini Bilene Kalbimiz Hep Açık...!!!!
.......................................................................................................................................
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder